Dersaadet’te musiki işine soyunduysanız, donunuza kadar soyulabilirsiniz ya da bir anda, Nişantaşı’nın en afili kafelerinden birinde kendi şarkınızı duyar olursunuz. İstanbul şehrine ayak basmış bir Orhan Gencebay düşünün; gri pardesüsü omzunda, elinde küçücük bir bavul, aklında milyon bir tane fikirle kaytan bıyıklı genç bir adam... Kaldırımlarda yalnız başına başlayan bir yürüyüş. O adamın şarkıları, elitizm imparatorluğunun kalesi olarak simgeleşen “Laila” ve “Reina”ya kadar uzandı geldi, albümlerinin resmi satış rakamı 70 milyona kadar dayandı. Ankaralı modern rock grubu Kül, ODTÜ’den İstanbul’a el sallayan ve bu anlamda da son zamanlarda art arda “piyasa”da yer eden birçok Anakaralı gruptan sonra, İstanbul’a göz kırpan bir diğer Ankaralı müzik grubu olarak menajerlerin, prodüktörlerin, dinleyicilerin ve müzik endüstrisi dahilinde söz sahibi olma şansı bulunan “bi’ dünya” insanın dikkatini çekiyor, İstanbul’un iştahını kabartıyor bu dünya ahvalinde. Sırtlarında çantaları ve enstrümanlarıyla, bardan bara dolaşıyorlar; Gencebay’la aynı yolun yolcusular sanki ama farklı bir müzik yapıyorlar, Orhan Gencebay’ın deyimiyle aslında aynı müziği yapmaktalar. Karşınızda grubun vokalisti Arın Kuşaksızoğlu ve sazlı sözlü deli düğününden nağmeler...
Devamı